Yıl 1980. Koca ülke bir kez daha darbenin karanlığına yuvarlanmıştır. Uzun sürecek kederli, kahır dolu günler başlar. İşte o zor günlerde bir çocuğun yaşamını anlatır Irmak Zileli. Eşik der adına. 2011’de yayımlanır. Bir yıl sonra Yunus Nadi Roman Ödülünü kazanacaktır bu ilk romanı Eşik’le.
Sonrasında sırayı “anneliği sorguladığı” Gözlerini Kaçırma, “kadınlığı ve erkekliği birer insan hali olarak irdelediği” Gölgesinde çıkagelir.
ON8 Blog’da “Bozuk Saat” adlı köşesinde başlayan öykü yolculuğu, 2019’da aynı adla, büyülü gerçekçi bir romana dönüşür. Bozuk Saat ilk gençlik romanıdır Zileli’nin. “Yabancı ve dilsiz var oluşun dramatik anlatımı”, 2019 doğumlu Son Bakış’la 2020 Duygu Asena Roman Ödülüne değer bulunur.
Öteki yoğunlukların, yazıyla yolculukların arasından bu kez yeni bir gençlik romanıyla, Arkadaşım İçin’le sesleniyor gençlere; aslında hepimize.
SIKI BİR ARKADAŞLIK ÖYKÜSÜ
Çocuklar ve gençler için hangi iyi kitabın sayfaları arasında kaybolsam hep aklıma düşen “keşke yetişkinler okusa bu yapıtı” düşüncesi oluyor. Irmak Zileli’nin, adına Arkadaşım İçin dediği yapıtının hiçbir anında beni terk etmedi bu düşüncem.
İlkin şu arkadaşlık kavramının penceresi önünde oyalandım… hem de epey bir zaman. Güvendiğimiz, sırtımızı rahatça dönebileceğimiz / dayayacağımız, karşılık beklemeden yanımızda olan, hayat defterimizde sevgiyle yer alan; sokağa adım attığımız anda yanı başımızda olsa dediğimiz kişiydi arkadaş da “iş arkadaşı, yol arkadaşı” vb. tanımlarla başka ve eksik bir yere mi koymuştuk hayatın bu kıymetlisini?
Irmak Zileli, romanında; baştan sona sahici, onca çalkantıya karşın ayakta kalan gerçek bir arkadaşlık ilişkisinin sokaklarında, bahçelerinde dolaştırıyor bizi.
Edebiyatımızda sahiden az mıdır arkadaşlığı konu alan yapıtlar? Çokça kitaptan da söz etsek Arkadaşım İçin onlar arasında hep kıymetli bir yerde duracaktır. Haklısınız, nedenlerinden hiç değilse kimilerini sıralamalıyım.

Desen: MURTEZA ALBAYRAK
HUZURUNUZDA EZGİ’YLE YUSUF
Lise öğrencisi Ezgi’yle ondan bir yaş büyük, Yusuf’un öyküsüdür anlatılan.
Ezgi, hali vakti yerinde bir ailenin “biricik” kızıdır. Elbette üstüne titremektedir annesi, babası… Ne ki bu sevgiyi, iyi bir üniversite bitirme, geleceğini garanti altına alma baskısı gölgeler durur.
Oysa resimli roman tutkusu her anını sarıp sarmalamıştır Ezgi’nin. Okulda, sokakta, çarşıda karşılaştığı herkes onun için öncelikle bir karakterdir.
Ailesini, kim olduğunu bilmeyen, ilkokulu bile yarım kalmış, yetiştirme yurdunda büyümüş, yüzündeki nasıl olduğunu bilmediği o kocaman yara izi, hayata sert ve kaçamak bakışlı Yusuf’la yolları tam da bu nedenle kesişir.
Ezgi o olağanüstü yeteneğiyle çok başarılı portrelerini çizer reşit olmasına bir yıl kala yurttan kaçan Yusuf’un. İkisinin birbiriyle nerdeyse hiç ilgisi olmayan düşleri, yollarını birleştirir Ezgi’yle Yusuf’un.
Hayır, bir aşk öyküsü değildir anlatılan. Yazar; hepimizde az çok yaşayan, “gözümüz gibi koruduğumuz!”, yeri geldiğinde tırnaklarımızı çıkararak savunduğumuz toplumsal bir ikiyüzlülüğün camını çerçevesini cesaretle indirir.
“Arkadaş”ın kim / ne olduğunun, güven duygusunun, karşılıksız paylaşımın, düşlerini terk etmemenin değerinin, dayanışmanın bayrağını da getirir o yıkıntının orta yerine dikiverir. Hem de gözünü bile kırpmadan…
SAHNEDE GÖRÜNMEYENLER
Arkadaşım İçin, sahnede görünmeseler de karakterler yönünden alabildiğine varsıl bir yapıt. Yazar farklı bir teknikle roman boyunca yalnızca Ezgi ve Yusuf’u çıkarıyor sahneye.
Sırayla anlatıyorlar, birbirlerinin duygularını da unutmadan. Arada kendi iç sesleri de duyuluyor. Yapıtta sağa yatık olarak verilmiş bu bölümler de siz okurken çığlık çığlığa çoğalıyor, taşıyor sayfadan.
Bu başarılı, eksiltili anlatımla size de (okura) geniş alanlar açıyor yazar ve elinizi bir an olsun bırakmıyor. Anne babaların / erkin / “hayat” diye sunulanın canınızı yaktığı yerde Ezgi’nin ve Yusuf’un sahici dostları koşup geliyor yanı başınıza; derin derin soluklanıp ferahlıyorsunuz.
Anlatının gölgesine ustaca yerleştirdikleri mi? Neredeyse hepsi yaşamsal, hepsi insana özgü, sanki bitmesin / geride bırakmayalım diye çabaladığımız(!); “olmasa bunlar” diyenleri yapayalnız bıraktığımız sıkıntılar…
BİRAZ HÜZÜN, ÇOKÇA KEDER
Şu çocukların sanata yönelme düşlerini ille de “önce akademik başarı”, “evvela mesleğini eline al” dayatmalarıyla yok etmesek… Kendilerinin deneyimlemesi gerekenleri onların yerine yapmaya kalkışmasak…
Kendi yalnızlıklarımızın benzeri hayatlardan kafeslere hapsetmesek onları… Güvensek çocuklarımıza, arkalarından iş çevirmesek… Ve iyimizi kötümüzü koşullara, kendimize ve başkalarına göre başka başka tanımlamasak…
İşte hem evrensel konusu, ortaya koyduğu arkadaşlık anlayışı hem Türkçemizin güzelim sesini derinden duyumsatan lezzetli, dupduru anlatımı hem de sahici, başarıyla ete kemiğe büründürdüğü karakterleriyle kalıcı bir yapıt olarak biraz hüzün, çokça keder ama sergilediği kocaman yüreklerle sizi de bekliyor Arkadaşım İçin.
Yo, hiç de umutsuz değil ne yazarın çizgisi ne de kahramanların yolculuğu… Bilimin, bütün bir hayatın önünde koşan edebiyat ve o büyük kervana sahici ve sıkı bir arkadaş olarak katılan Arkadaşım İçin de sevgiyi, saygıyı, güveni söylerken sorularımızı çoğaltıyor… Hepsi bu!
Arkadaşım İçin / Irmak Zileli / Günışığı Kitaplığı Köprü Kitaplar / 188 s. / 14+ / 2022.

source

By admina

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir