Close, kimlik, cinsiyet ve cinsellik üzerine uzun uzun düşündürüyor. Kuir ilişkiler üzerinden ‘’eşit olmayan’’ kimlikleri ve ilişkileri yıkıcı fakat gerçek bir dil ile eleştiriyor. Akran zorbalığı kendine yabancılaşmayı perçinliyor.

İlk yönetmenlik denemesi Girl (2018) ile Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış Bölümü’nde FIPRESCI, Camera D’or, Queer Palm ödüllerini kazanan Lukas Dhont, ikinci filmi Close ile Grand Prix ödülünü Claire Denis filmi “Stars At Noon” ile paylaştı. Türkiye’de ilk gösterimini Filmekimi’nde yapan Close, yakında Mubi’de gösterime girecek.
Close, 13 yaşındaki iki erkek çocuğunun, çok katmanlı duygu çözümlemelerinin derin ve güçlü bir hikâyesi. Arkadaşlık, samimiyet, sorumluluk ve erkeksiliğe dair çok şey söylüyor. Ergenliğe ve stigmatize eden topluma dair hassas sorular soruyor. Bir değişimi ve bu değişimin yarattığı baş edilmez suçluluk duygusunu ete kemiğe büründürüyor. Bir gruba ait olmanın beyhude elzemliğinin altını çiziyor.
Close, fiziksel temas ve bedensel arzudan çok daha öte bir zeminde ilerliyor. Toplumsal öğretilerin dışında kalan Remi ve Leo’nun saf sevgisi ve yakın ilişkisi, önyargıların ve normların onulmaz varlığına kurban gidiyor.
Remi ve Leo yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen, tüm vakitlerini beraber geçiren, birbirlerine kalpten bağlı iki dost. Van Gogh tablosunu anımsatan pastoral doğada koşturmaları içten bir coşkuyu, dünyevilikten uzak bir varoluşu dile getiriyor. Bazı sahnelerde dostluktan öte duyguların hissedildiğini anlayabilmek güç olmasa da bu kısım muğlak bırakılıyor.
Liseye başlamaları ile birlikte aralarındaki bu yakın ilişki sarsıntıya uğruyor. Çocuk dünyasının açabileceği derin yaralara şahit olurken, acımasızca söylenen sözler, sorular; yıkıcı bakışlar ve imalar bir çocuğun trajedisi oluyor. Kabul gören toplum‘’normali’’ ve erilliğin toksik dili 13 yaşındaki bir çocuğun kalbini kırıyor ve henüz 13 yaşındaki bir çocuğun ‘’normal’’ algısına saplanması acıtıyor.
Duyduğu fısıltılarla, imalı bakışlar ve şakalarla her gün biraz daha geri çekiyor Leo kendisini Remi’den. Kız arkadaşlarının açıkça ‘’siz eşçinsel bir çift misiniz?’’ sorusu Leo’nun şefkatli bir arkadaşlığı darmadağın etmesine yetiyor. Leo ayrılıkla yeni bir spora başlayarak baş etmeye çalışıyor. Remi ise anlam veremediği bu ayrılığı sonuna kadar reddediyor. Reddettiğine yenik düşen Remi, yalnızlığının dayanılmaz ağırlığında intihar etmeyi seçiyor.
Yas ve suçluluk duygularını izleyici manipüle etmeden aktarıyor Close. Kayıp sonrası Leo ve Reminin annesinin yas süreci suistimal edilmeden aktarılıyor. Özellikle annenin sessiz ve çaresiz duruşu kaybın tüm ağırlığını üzerimizde hissettiriyor.
Filmin bu noktadan sonra ikinci bölümü başlıyor. Bir kayıp ve bu kaybın çocuk dünyasında yarattığı yas ve suçluluk duyguları sert ve kasvetli bir dil ile aktarılıyor. Acılarına rağmen hayatta kalmanın kekremsi duygusu kişisel hafızamızı tetikleyip, al aşağı ediyor. Özellikle Leo’nun buz hokeyi sahneleri, acı kaybından doğan derin hüznünün öfkeli bir dışavurumu. Erkekliği olumlayan bu yakın plan sekanslar incelikli bir ‘’toplumsal erkeklik’’ metaforu.
Yas ve suçluluk duygularını izleyici manipüle etmeden aktarıyor Close. Kayıp sonrası Leo ve Remi’nin annesinin yas süreci suistimal edilmeden aktarılıyor. Özellikle annenin sessiz ve çaresiz duruşu kaybın tüm ağırlığını üzerimizde hissettiriyor. Yaşadığı acıdan sonra büyümek zorunda kalan bir çocuğun duygu dünyası ise toplumsal kabul denkleminin hiçbir öğretisine denk düşmüyor.
Close, kimlik, cinsiyet ve cinsellik üzerine uzun uzun düşündürüyor. Kuir ilişkiler üzerinden ‘’eşit olmayan’’ kimlikleri ve ilişkileri yıkıcı fakat gerçek bir dil ile eleştiriyor. Akran zorbalığı kendine yabancılaşmayı perçinliyor. Bir yabancılaşma ki tüm varoluşu sorgulatıyor. ‘’Yabancılaşmadan kendine yakınlaşılmıyor’’ diyor film ve önemli bir yüzleşmeyi önümüz getiriyor. Peki ya eşit olmayan haklar ve ilişkiler, henüz 13 yaşındaki bir çocuğun dünyasında nasıl oluyor da meşrulaşıyor?
Lucas Dhont kamerasını erken ölüm, ölümü kabullene(me)yiş, ayrılığın yakıcı gerçekliği, yasın iflah olmaz çilesi, suçluluk duygusunun kalbi eriten kederi, terk edene dinmeyen öfke gibi sarsıcı mefhumlara döndürüyor. Yakın plan sekanslarıyla Dhont, en onulmaz duyguları samimi ve lirik bir dil ile anlatıyor. Kamerasının her bir açısını ölüme ve şefkate ortak ediyor. Çok katmanlı hikayesi ve eşsiz sinematograsiyle Dhont kesinlikle umut vadediyor.
 
 
POLİTİKYOL, uzun bir süredir baskılanan gazeteciliğin özgürce yapılması, fikirlerin tartışılması ve ülkenin demokratik gelişimine, gazetecilik mesleğinin temel değerlerine katkı yapmayı hedeflemektedir.

POLİTİKYOL, söyleyecek sözü olanların yeni mecrasıdır.


© 2016 – 2021 Tüm hakları saklıdır.

source

By admina

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir